Türkiye’nin bazı yörelerinde yaÅŸayan insanlara göre, görünüş olarak Alkarısı ÅŸeklinde olan kötücül bir varlık. Ona gıbılık da denilmiÅŸtir. Ancah “hıbılık”ın ondan farkı vardır. Alkarısı sadece yeni doÄŸum yapmış kadınları rahatsız eder. Oysa hıbılık kadın-erkek hiç kimseye rahat vermez. Hıbılık genellikle yalnız kadın görünüşündedir ancak erkek görünüşlüsü de vardır. O, yanına gittiÄŸi kiÅŸinin göğsüne çöker ve nefesi kesilip ölene kadar boÄŸazını sıkar.
İnanışa göre, hıbılık, onu yakalayan birine bol bol altın verir. Bazı yörelerdeki görüşlere göre, hıbılık uykudayken insanların üzerine çöken kötü ruhtur. Hıbılık kimi basarsa, o insan yerinden kıpırdayamaz, dili tutulur ve ter basar.
Nisan 13th, 2008 |
H |
Yorum Yok »
Halk hikayelerinde yer alan doğaüstü kötücül bir yaratık. Yakaladığı insanları önce boğarak öldüren sonra da yiyen bir canavar olarak tanımlanır. İnsana benzer, fakat göbeğinde bulunan bulunan bir torbanın içinde yavrusunu taşır. En korktuğu şey üzerine idrar yapılmasıdır. Böyle tehdit edilirse ortadan kaybolacağına inanılır.
Nisan 13th, 2008 |
H |
Yorum Yok »
Hırtık; üst kısmının insan, alt kısmının hayvan şeklinde olduğuna inanılan, bedeni tüylerle kaplı, ayakları ters kötücül cin, yaratık. Akarsularda yaşadığı kabul edilir. Bu yörelerde adına Çay hırtığı da denilmektedir. Hırtık insan kılığına girip, kılığına girdiği kişinin yakın arkadaşlarına veya akrabalarına gidip, onlarla konuşarak orman ya da akarsu kıyısına götürüp boğmakta, öldürmektedir.
Özellikle karanlıkta ortaya çıkan hırtıktan korunmanın tek yolu ateş yakmaktır. Konuştukları kişinin hırtık olduğundan şüphelenen kişiler, vücutlarının çevresinden veya ayaklarının altından ateş geçirirler. Bu davranışı tekrarlayan hırtık, tüylerinin yanmasıyla kaçıp kendini suların içine bırakır ve gözden kaybolur.
Yine hırtığın zaman zaman çeşitli kişilerin kılığında, ata binip gezdiğine ve atları yorduğuna inanılmaktadır. Atlarını sabah yorgun ve terli bir şekilde bulan kişiler hayvanlarını hırtıkın götürüp götürmediğini anlamak için atların semerlerine veya sırtına yapıştırıcı maddeler sürmektedir. Bu sayede hırtıkın, bu hayvana binince tüylerinin yapışacağına ve tekrar binmeyeceğine inanılmaktadır.
Nisan 13th, 2008 |
H |
Yorum Yok »
Ölen bir kiÅŸinin, mezarından çıkıp dolaÅŸmasına “hortlaklık”, bunu yapana ise “hortlak” denir. İnanışa göre yaÅŸarken kötülük edenler, baÅŸkalarının ağız tadını kaçıranlar, arabozucu ve dedikoducu, geçimsiz insanların ölünce hortlayacağına inanılır. Hortlak çoÄŸunlukla yaÅŸlı kimselerden olur. Gömüldüğü gece mezarından kalkar.
Nisan 13th, 2008 |
H |
Yorum Yok »
Huma kuÅŸu söylentiye göre Kıpçak çöllerinde, Çin’de ve Hindistan’da yaÅŸayan mitolojik efsanevi bir kuÅŸ. Umay kuÅŸu. Cennet kuÅŸu. Yunanca Feniks denilirdi.
Huma kuşu mitolojik bir isimdir, zümrüt yeşili kanatlı güvercin veya cennetkuşlarına benzer bir kuş olarak tasvir edilir ve himalayalar’da yaşadığı varsayılır.
Nisan 13th, 2008 |
H |
Yorum Yok »
Eski inanışlara göre, her bir dağın, akarsuyun ve ormanın kendi koruyucusu vardır. Aslında sahipler (iyeler) sistemiyle bir çizgide birleÅŸen bu ruhlar iyiliksever olup insanlara yardım ederler. Karşılığında da onlara karşı saygılı davranılmasını isterler. saygısızlık gördükleri zaman da o insana zarar verebilirler. Bu ruhların genel adı “iççi”dir.
Nisan 13th, 2008 |
I-İ |
Yorum Yok »
İtbarak, eski Türk destanlarında sözü edilen, Türklerin sürekli savaÅŸa tutuÅŸtukları, o zamanki Türklerin kuzeybatısında yaÅŸayan “köpek baÅŸlı insana benzer yaratıklar”. Efsanelere ilk defa “Çok tüylü köpek” manasında geçmiÅŸtir. Oguz KaÄŸan destanlarına göre, “Itbarak’ların yurdu, kuzey-batıya dogru uzanan, karanlık ülkeleri içindeydi. OÄŸuz Han, ‘İtbarak’lara karşı bir akın yapmış; fakat yenik ayrılıp, daÄŸlar arasındaki bir nehrin ortasında bulunan, küçük bir adacığa sığınmak zorunda kalmıştı.
Nisan 13th, 2008 |
I-İ |
Yorum Yok »